Internet'te yazılan yazılar denize atılan şişe gibi demişti bir tanıdığım. Gerçekten de öyle. Bazen yıllar sonra alıcısına ulaşıyor o da size ulaşıyor. Yıllar boyunca o denizde oradan oraya savrulabilir yani.
Buna rağmen insan neden yazar acaba* Çünkü bir-iki kişi bile günün birinde okumuş olsa yazısı yayınlanmış olur da onun için. Yazı yok olmaz, sahibinin ardından yaşar. Bu bir tür ölümsüzlük arayışıdır. İnsan ölmek istemez, yazılarıyla yaşamak ister.
Denize sürekli şişeler bırakıyoruz. Fakat o şişelerin akıbeti bizce meçhul. Bu aslında kendine yazak gibi bir şey. Pek farkı yok. Tepki yok, okur yok vs. Fakat işte bazı insanlar için yazmak bir ihtiyaç. yazılarını kimse okumasa bile yazıyorlar.
Blog yazarlığın en alt aşaması demiştim. Gerçekten öyle. Sonra küçük Internet siteleri geliyor. Klasik yayınlar da var, bölgesel yayınlar örneğin. Ama onlar zamanla silinecek gibi.
Bunları yazarak tarihe not düşüyorsunuz, kendi tarihinize. Çoğu zaman kendi kişisel tarihinize dönüp bakmazsınız. Fakat başkaları bakmak isteyebilirler. Hangi yazar böyle meraklı okurları olmasını istemez?
Geri dönüş olsa tabi ki yazar daha fazla üretir ama geri dönüş olmuyor diye üretmezse de hiçbir şey üretemez. Dedim ya, yumurta-tavuk olayı var bu işlerde. Kısır döngü bir kez kırılnca da bir bakmışsınız kısa süreli de olsa "Alice Harikalar Diyarında" hikayesini yaşıyorsunuz. Sonra ise yine yalnızlık.
Serhat Erdem
11 Ocak 2009 Pazar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Merhaba Serhat bey,
YanıtlaSilyazınızı merakla ve acaba şimdi nelerden bahsedecek diye okudum yazalı sizin bunu iki yıla yakın bir süre... şişeniz baya bir fırtınalar görmüş ve savrulmuş denizin dalgalraından baya etkilenmiş olmalı?... Okurken aklıma bir film geldi - belki tanırsınız? 'Message in a bottle'... denize
atılan şişenin bir gün doğru olan kişiye ulaşacağından ve içindeki mesajı sadece onun anlayabileceğinden emin olup sadece güvenmelisiniz !!! E.K.