<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-1068166757398003056</id><updated>2011-09-21T04:25:32.316-07:00</updated><category term='zaman'/><category term='Internet'/><category term='Hayat'/><category term='değişim'/><category term='gençlik'/><category term='yazarlık'/><category term='tavuk-yumurta'/><category term='Başlamak'/><category term='yaşlılık'/><category term='Kayıp ve Telafi'/><category term='Genel'/><category term='Blog'/><category term='Google'/><title type='text'>Hayata Dair Dusunceler</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://hayatadairdusunceler.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1068166757398003056/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatadairdusunceler.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Serhat Erdem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14973305343389243649</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>5</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1068166757398003056.post-3515836755129553659</id><published>2009-01-11T00:42:00.000-08:00</published><updated>2009-01-11T00:53:15.412-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tavuk-yumurta'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Internet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yazarlık'/><title type='text'>Denize Atılan Şişe</title><content type='html'>Internet'te yazılan yazılar denize atılan şişe gibi demişti bir tanıdığım. Gerçekten de öyle. Bazen yıllar sonra alıcısına ulaşıyor o da size ulaşıyor. Yıllar boyunca o denizde oradan oraya savrulabilir yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna rağmen insan neden yazar acaba* Çünkü bir-iki kişi bile günün birinde okumuş olsa yazısı yayınlanmış olur da onun için. Yazı yok olmaz, sahibinin ardından yaşar. Bu bir tür ölümsüzlük arayışıdır. İnsan ölmek istemez, yazılarıyla yaşamak ister.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Denize sürekli şişeler bırakıyoruz. Fakat o şişelerin akıbeti bizce meçhul. Bu aslında kendine yazak gibi bir şey. Pek farkı yok. Tepki yok, okur yok vs. Fakat işte bazı insanlar için yazmak bir ihtiyaç. yazılarını kimse okumasa bile yazıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Blog yazarlığın en alt aşaması demiştim. Gerçekten öyle. Sonra küçük Internet siteleri geliyor. Klasik yayınlar da var, bölgesel yayınlar örneğin. Ama onlar zamanla silinecek gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunları yazarak tarihe not düşüyorsunuz, kendi tarihinize. Çoğu zaman kendi kişisel tarihinize dönüp bakmazsınız. Fakat başkaları bakmak isteyebilirler. Hangi yazar böyle meraklı okurları olmasını istemez?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geri dönüş olsa tabi ki yazar daha fazla üretir ama geri dönüş olmuyor diye üretmezse de hiçbir şey üretemez. Dedim ya, yumurta-tavuk olayı var bu işlerde. Kısır döngü bir kez kırılnca da bir bakmışsınız kısa süreli de olsa "Alice Harikalar Diyarında" hikayesini yaşıyorsunuz. Sonra ise yine yalnızlık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serhat Erdem&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1068166757398003056-3515836755129553659?l=hayatadairdusunceler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatadairdusunceler.blogspot.com/feeds/3515836755129553659/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://hayatadairdusunceler.blogspot.com/2009/01/denize-atlan-ie.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1068166757398003056/posts/default/3515836755129553659'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1068166757398003056/posts/default/3515836755129553659'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatadairdusunceler.blogspot.com/2009/01/denize-atlan-ie.html' title='Denize Atılan Şişe'/><author><name>Serhat Erdem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14973305343389243649</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1068166757398003056.post-4201034952312718494</id><published>2008-12-21T00:23:00.000-08:00</published><updated>2008-12-21T00:41:29.336-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Google'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yazarlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Blog'/><title type='text'>Google'da Çıkıyor Olmak</title><content type='html'>Bu blog için önemli bir aşama geçildi ve Google aramalarında bu blog da çıkıyor. Yeni açılan bir blog için bu çok önemli bir safha. Elbette okuyucular bir anda akın etmeyecekler ama yazılan şeyler artık Internet aramalarında çıkıyor olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette Internet'in en keyifli tarafı karşılıklı etkileşimdir ve böyle kendine yazıyormuş gibi bir şeyler yazmakla o keyif alınamıyor. Ancak hey şey başlangıçta çok zor. Şimdi bu blog gibi milyonlarca blog var belki. Hepsi de okuyucu bekliyor. Ama çok azı aralarından sivrilebiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu blogun sivrilebilenler arasında olup olamayacağınışu anda bilemeyiz. Sivrilmek için çok yazmak gerektiği de açık. Çok da yazılsa zaman da geçmeli. Internet'te yaılan bir yazı bir göle atılan bir taş gibi. O taşın etkisi dalga dalga yayılır ve karşı kıyıdan geri döner eğer yeterince güçlüyse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu blog tabi belli bir uzmanlığı olan bir blog değil. öyle bir blogun kendi hedef kitlesine daha hızlı ulaşması mümkün ama yazarın seçeneki de sınırlayan bir blog türü. Bu arada ilk ciddi blogunu açmış birisi olarak bloglar konusunda bu kadar ahkam kesmem de ilginç tabi :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki daha çok okunan şeyleri tercih etmek de bir yöntem ama dedim ya yazar o zaman kendini çok kısıtlamış oluyor. Zaten blogları yazarlar için cazip yapan da özgür bir ortam olmaları değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitaplardan benzetme yaparsak; bazı şiir ya da deneme kitapları mesela çok az satıyor. Yine çok satan bazı kitaplar var. Aslında bunlara çok satılmaları için tasarlandıkları suçlaması da yöneltiliyor. Böyle üünler de verilebilir ama asıl olan yazarın topluma bir şeyler katması değil midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi yine ben sanki çok bilinen bir yazar olmuşum gibi yazarlık konusunda da ahkam kesiyorum ama şu metinleri üretmek bile yazarlık değil midir? Bir köşe yazarı en çok deneme şeklindeki yazıları yazarken zorlandığını ciddi yazılrı çok kolay yazabildiğini söylüyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanırım Google'da bu blog'un çıkıyor olmasını kutlamak için bu kadarı yeterli. Elbette ilerde daha başka aşamalar aşılırsa onlar için de yazılar yazmayı ümit ediyorum. Şimdilik kendime yazdığım için örneğin ilk okuyucum bu bloga geldiğinde bu benim için heyecan verici bir şey olacaktır. Tabi onun ne zaman olaağını tahmin edemiyorum. Bu da tek başına heyacanı artıran bir unsur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serhat Erdem&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1068166757398003056-4201034952312718494?l=hayatadairdusunceler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatadairdusunceler.blogspot.com/feeds/4201034952312718494/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://hayatadairdusunceler.blogspot.com/2008/12/googleda-kyor-olmak.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1068166757398003056/posts/default/4201034952312718494'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1068166757398003056/posts/default/4201034952312718494'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatadairdusunceler.blogspot.com/2008/12/googleda-kyor-olmak.html' title='Google&apos;da Çıkıyor Olmak'/><author><name>Serhat Erdem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14973305343389243649</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1068166757398003056.post-993735071970881713</id><published>2008-12-14T02:08:00.000-08:00</published><updated>2008-12-14T02:25:02.450-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Internet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Genel'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yazarlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Blog'/><title type='text'>Yumurta-Tavuk İkilemi</title><content type='html'>Şimdi ben bu yazıları yazıyorum ama şu anda okuyucum yok. Şu anda okuyucum yok diye yazmayı bıraksam hiçbir zaman okuyucu olmayacak. Bu tam bir yumurta-tavuk problemi. Bu durumda çözüm elbette yazmaya ve blog dünyasını keşfetmeye devam etmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Internet üzerinde yazılan yazıların geri dönüşünün ne zaman olacağı belli olmuyor. Bazen yıllar sonra bile olabiliyor. Bugün hemen bir geri dönüş bekliyorsanız Internet ve hele bloglar sizegöre değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazarların çoğu zaten yaşamları süresincegerekli ilgiyi görmemişler. Tabi yeni başlayan bir blog yazarı olarak kendimi tarihe geçmiş yazarlarla bir tutmuyorum ama sonuçta benzer işi ypıyoruz. Onların deneyimleri bize de ışık tutuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Internet'te insanların bir siteye çokça girmeleri için orada sık güncellenen zengin bir içerik olması gerekiyor. İçerik zengin olunca Internet kullanıcıları bir şekilde oraya ulaşmak için bir yol buluyorlar. Bunu blog benzeri başka Internet araçlarını uzunca süredir kullandığımdan biliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu çok heyecanlı bir deneyim, siz yazı yazıyorsunuz ve okuyucu onu keşfedip buluyor. Bu blogda bu şu anda gerçekleşmemiş olsa da hayali bile güzel. Sizin yazdıklarınıza ilgi duyan okuyucularla buluşmak, tabi yazarlarla da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında başka ortamlarda da yazıyorum ve bu benim ilk deneyimim değil ama bu biraz farklı bir deneyim tabi. Diğer ortamlarbu kadar samimi değil, onlar daha kısıtlayıcı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi bir insan hiç okuyucusuz sürekli yazabilir mi derseniz yazabilir derim çünkü günlük tam da böyle bir şey. İnsan kendisine yazar günlüğü. Yıllar sonra başkaları da o yazılanları okuyabilir. yazıldığı anda yazan kişiden başkasının bilmediği metinlerdir günlükler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Blogların arama motorlarında yer alması nedeniyle en büyük okuyucu kitlesi de oralardan geliyor olsa gerektir. Bu da tabi yine içeriği zenginleştirmekle ilgili bir konu. Başka yazarlar da olsa içerik daha çabuk zenginleşir ama insanın kendi deneyimlerini anlatması da yeterli olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir blog bir insanın yazar olma merdiveninde ayağını ilk koyduğu en alt basamak gibi. Sıfırdan bu işe girişmek gibi bir şey. Suya yazı yazmaya da benziyor ama aslında öyle değil. Internet'te yazdığım bazı yazılar yıllar sonra bile beni buluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Internet en az gerçek dünya kadar gerçek. bu blog da öyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serhat Erdem&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1068166757398003056-993735071970881713?l=hayatadairdusunceler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatadairdusunceler.blogspot.com/feeds/993735071970881713/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://hayatadairdusunceler.blogspot.com/2008/12/yumurta-tavuk-ikilemi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1068166757398003056/posts/default/993735071970881713'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1068166757398003056/posts/default/993735071970881713'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatadairdusunceler.blogspot.com/2008/12/yumurta-tavuk-ikilemi.html' title='Yumurta-Tavuk İkilemi'/><author><name>Serhat Erdem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14973305343389243649</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1068166757398003056.post-4956324399659772702</id><published>2008-12-14T00:08:00.000-08:00</published><updated>2008-12-14T00:26:35.731-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zaman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='değişim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaşlılık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gençlik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Genel'/><title type='text'>Değişimle Mücadele Etmek</title><content type='html'>Değişmeyen tek şey değişimdir klişesini duymuşsunuzdur mutlaka. Değişimin önünde durmak mümkün değil anlamında. Oysa değişim herkesin hoşlandığı bir şey midir? Kötü şeylerin değişmesini isteriz ama ya iyi şeylerin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa değişim rüzgarı bir kere estiğinde o artık önündeki her şeyi sürükler. Sizin için iyi olanı kötü olandan ayırd etmez. O açıdan değişim insanlariçin öyle söylendiği kadar iyi değildir. Zaman ırmağı bizi sürekli bir yerlere sürükler. Zamanı kontrol edecek gücümüz yoktur. Sadece onun elinden bazı ufak parçaları kurtarmaya çalışırız. O da bir süreliğine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazının yazıldığı ortam da bir daha yakalanmayacak. Bu an bir daha tam aynıyla hiç yaşanmayacak. Sizin bu yazıyı okuduğunuz an da aynı şekilde tekrarlanmayacak. Bu yüzden "anı yaşa" reklamları aslında çok derin felsefi çağrışımlar içeriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar kendi neden oldukları değişimleri doğal olarak daha fazla severler. Hatta umulmadık sonuçlar doğduğunda bile. Bu onların kendilerini önemli hissetmelerini sağlıyor. Hayatta bazı şeyleri değiştirebilmiş olmak da iz bırakmanın bir başka yöntmi oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüketicilere bir şeyler satmk isteyen firmalar da değişimi severler. Çünkü böyle anlarda tüketicinin kafası karışır, korumasız hale gelir ve o firmanın verdiği mesajlara açık olur. "Anı yaşa" mesajına bakalım örneğin. Evet geçmiş ve gelecek elimizde olmadığı için anı yaşamalıyız ama o firma diyor ki "anı benim şstediğim gibi yani benim hizmetimi kullanarak, bana para kazandırarak yaşa".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gençler değişimi doğal olarak daha çok seviyorlar. Yeni olanı daha çabuk alıyorlar. Bu onlara kendilerini ifade imkanı veriyor. Yaşlılarınsa kaybetiklerini telafi edecek zamanları yok. Onlar ellerinde olanı korumaya bakıyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan yaşlandıkça değişimi seviyor olmaktan nefret ediyor olma noktasına yöneliyor. Ufak birkayıp bile hüzün verici olabiliyor. Çünkü kaybedilen her şey beraberinde bir sürü hatırayla birlikte kaybolmuş oluyor. Gençler için yaşayacak olduklarının heyecanı arkada bıraktıklarının hüznünü daima geride bırakıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık radikal kararlar alamıyorsanız, değişimden korkuyorsanız bu sizin yaşlandığınızı gösterir. Bazıları bu noktaya erken yaşlara gelir ve kendini dondurur bazısının ise gençliği yaşına rağmen uzun süre yaşar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet galiba doğru. Bir tek değişim değişmiyor. Çok tekrarlanan bir klişe ama doğru.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serhat Erdem&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1068166757398003056-4956324399659772702?l=hayatadairdusunceler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatadairdusunceler.blogspot.com/feeds/4956324399659772702/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://hayatadairdusunceler.blogspot.com/2008/12/deiimle-mcadele-etmek.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1068166757398003056/posts/default/4956324399659772702'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1068166757398003056/posts/default/4956324399659772702'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatadairdusunceler.blogspot.com/2008/12/deiimle-mcadele-etmek.html' title='Değişimle Mücadele Etmek'/><author><name>Serhat Erdem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14973305343389243649</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1068166757398003056.post-7543759619309899587</id><published>2008-12-13T05:23:00.000-08:00</published><updated>2008-12-13T23:58:58.917-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hayat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başlamak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kayıp ve Telafi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Genel'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Blog'/><title type='text'>Başlarken</title><content type='html'>Blog düşüncesine uzun süre karşı çıktım. Aslında bu kavramın bana çok yakın olduğunu hissediyordum ama blog işinin çok popülerolması ondan beni uzak tutuyordu. Sonunda bugün o direncim kırıldı. Amatörce hazırladığım bir web sitesi yerine profesyonelce hazırlanmış bir sitede blog yazmayı tercih etmem gerektiğini düşündüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Google'un çok eleştirilen yönleri var. Silinen siteleri be e-posta iletilerini bile arşivlemesi gibi ancak bu yazılanların silinmeyeceğini biliyor olmak yine degüzel bir duygu. Dünyada iz bırakmış oluyorsunuz çünkü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İz bırakmanın değişik yöntemleri var. Tarihe geçmiş bir insan olmktansöz etmiyoruz burada. Kendi çapında iz bırakmışolmaktan söz ediyoruz yalnızca. Böyle birisi yaşamıştı ve şunları düşünüyordu diyebilir insanlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ilk yazımı aslında kendime yazıyorum. Blogu yeni açtım ve haberdar olan kimse yok. Doğrusu ilerde de bu yazıları kaç kişi okur onu da tahmin edemiyorum. Çok kişi okusun diye bir gayretim de yok aslında. Dedim ya yazdıklarım kalıcı olsun istiyorum sadece.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Blogları karıştırıken bir blog sahibinin hırsızlıktan söz ettiğini gördüm, içerik hırsızlığından. Ama Internet'e düşüncelerini yazan birisi zaten onların hjer şekilde kullanımına da baştan razı oluyor demektir. Doğrusu yazdıklarımın çalınacak olması benim için yazı yazmayı engelleyecek bir şey değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk yazı için yeterince yazdığımı düşünüyorum. Blog dünyasına attığım bu ilk adımı yeterince tasvir edebildim sanırım. Bu tabi ki benim için özel bir olay. Bir olayın bitişi ve yeni bir olayın başlangıcı aynı zamanda. İnsan bir kaybı ancak yeni bir başlangıç ile telafi ediyor. Bu mesaj ve bugün benim için ikisini de simgeliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha sonra görüşmek üzere. Şimdilik bu kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serhat Erdem&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1068166757398003056-7543759619309899587?l=hayatadairdusunceler.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hayatadairdusunceler.blogspot.com/feeds/7543759619309899587/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://hayatadairdusunceler.blogspot.com/2008/12/balarken.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1068166757398003056/posts/default/7543759619309899587'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1068166757398003056/posts/default/7543759619309899587'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hayatadairdusunceler.blogspot.com/2008/12/balarken.html' title='Başlarken'/><author><name>Serhat Erdem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14973305343389243649</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry></feed>
